10 Ağustos 2019’da yargılanmayı beklerken New York’taki hücresinde ölü bulunan Jeffrey Epstein, yıllar sonra yeniden gündemin merkezinde.
Peki neden? Kimlerle nasıl ilişkiler kurdu? Güçlü isimlerle olan bağlantıları nasıl ilerledi? Ve ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı dosyalar bize ne anlatıyor?
Bu soruların yanıtını aramadan önce, en başa dönmek gerekiyor.
Bu adam kimdi?
Epstein, 1953’te New York’ta, Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geliyor. Ne ailesi zengin ne de onu doğrudan elitlere taşıyacak bir soyadı var. Üniversiteye başlıyor ama mezun olmuyor. Akademik yolu değil, doğrudan “hayatın içine karışmayı” seçiyor.
1974’te, henüz 21 yaşındayken Manhattan elitlerinin çocuklarını Ivy League üniversitelere hazırlayan Dalton School’da öğretmen olarak işe başlıyor. Kağıt üzerinde öğretmen; pratikte ise zengin ve güçlü ailelerle temas halinde bir isim. Bu çevre, Epstein için bir sıçrama tahtasına dönüşüyor. Kız öğrencilerle kurduğu bağ o dönemlerden dikkat çekiyor ve okuldan kovuluyor. Öğrencilerinden birinin babası aracılığıyla Wall Street’e giriyor, hızla yükseliyor ve kısa süre sonra kendi yatırım danışmanlığı şirketini kuruyor.
Finans sektörünün gizemli figürü
Kısa sürede lüks malikaneler, özel uçaklar ve küresel bir çevre ediniyor. Artık yalnızca bir finansçı değil; servetinin kaynağı tam olarak bilinmeyen ama en üst düzey isimlerle yan yana görünen “gizemli” bir figür.
Jeffrey Epstein, 1988’de kendi finans şirketini kuruyor, kural da şu; yalnızca serveti 1 milyar doların üzerinde olan müşterilerle çalışmak.
2002’de New York Magazine’de yayımlanan dosya haberde Jeffrey Epstein; milyarlarca dolarlık serveti yönettiği iddia edilen, Nobel ödüllü akademisyenlerle aynı masada oturan ve dünya liderleriyle temas kurabilen “gizemli” bir finansçı olarak tanıtıldı.Aynı dosyada Donald Trump ise Epstein’ı uzun süredir tanıdığını belirterek “özellikle genç kadınları sevmesiyle” bilinen biri olarak tanımlıyordu.
(4).jpg)
Ancak bu dönemde, Epstein hakkında dolaşan söylentiler yalnızca finansla sınırlı değildi.
Palm Beach ve Manhattan çevresinde, Epstein’ın genç kızlara para karşılığı “masaj” yaptırdığına dair iddialar kulaktan kulağa yayılıyordu. Buna rağmen ne emniyet birimleri ne de savcılık makamları bu söylentileri resmi bir soruşturmaya dönüştürdü.
Bu sessizlikte iki temel faktör öne çıkıyordu: Epstein’ın bağlantıları ile mağdurların reşit olmamaları nedeniyle resmi şikâyet mekanizmalarına erişememesi.
Belgeler ve tanık ifadelerine göre, Epstein bu yıllarda sistemini kurdu.
Bu yıllarda, evlerinin duvarlarında “güçlü” isimlerle çektirdiği fotoğrafları sergileyerek kendisini adeta görünmez bir zırhla koruma altına alıyordu.
(3).jpg)
2003 ve 2004 yıllarında, Epstein hakkında Florida ve New York’ta sınırlı incelemeler yapıldı. Ancak bu girişimler ya sonuçsuz kaldı ya da yerel düzeyde kapatıldı. Dosyalar ilerlemedi, iddialar kayda geçmedi.
Bu dönemde Epstein, sosyal çevresini daha da genişletti.
Siyasetçiler, iş insanları, akademisyenler ve ünlülerle kurduğu temaslar sayesinde, hakkında konuşulan iddialar “rahatsız edici ama kanıtsız söylentiler” olarak değerlendirildi.
Kırılma noktası
Tarihler 2005’i gösterdiğinde, Florida’da 14 yaşındaki bir kızın ailesi polise gidiyor. İddia net: Epstein, Palm Beach’teki malikanesinde çocuklara cinsel istismarda bulunuyor.
Polisin eve yaptığı aramada, evin dört bir yanında çıplak çocuk fotoğrafları bulunuyor.
Soruşturma derinleştikçe tablo netleşiyor. Yetkililere göre bu bir “o dedi, bu dedi” meselesi değil. Palm Beach Emniyet Müdürü’nün ifadesiyle: “Ortada tek bir erkek ve aynı şeyi anlatan onlarca kız var.”
İstismar ağı: Kurbandan iş birlikçiye
Basına yansıyan bilgilere göre Epstein’ın reşit olmayan kız çocuklarına yönelik istismarı yıllar öncesine dayanıyor. Hatta yakın çevresine bunu gizleme ihtiyacı bile duymuyor.
Özellikle ekonomik olarak zor durumda olan, ailesiyle bağı zayıf ya da geçmişte istismar yaşamış çocuklar hedef alınıyor. Bu çocuklar, zamanla tehdit, şantaj ve manipülasyonla içinden çıkamadıkları bir sisteme sürükleniyor.
Bu ağın kilit isimlerinden biri ise suç ortağı Ghislaine Maxwell’di. Maxwell, hem yeni kurbanları tuzağa düşüren hem de mağdurların sisteme bağımlı hale gelmesini sağlayan isim olarak öne çıkıyor.
Epstein ve suç ortakları, çocukları yalnızca istismar ağına dahil etmekle kalmıyor; bazı mağdurları zamanla bu yapının içinde zorla iş birlikçi konumuna sürüklüyordu. Kızlardan hem istismara boyun eğmeleri hem de yeni kurbanlar bulmaları isteniyordu. Kimileri bunu çaresizlikten yaparken, kimilerinin vicdanı buna izin vermedi.
Çocukluğundan itibaren istismara uğrayan ve Epstein’in sağ kollarından biri haline getirilen Sara Kellen ya da henüz 14 yaşındayken Slovakya’daki ailesinden para karşılığı alınan Nadia Marcinkova bu yapının en çarpıcı örnekleri arasında yer aldı.
Marcinkova, “Lolita Express” olarak bilinen uçakta pilotluk yaparak çocukları Epstein’in Karayipler’deki özel adasına taşıdı; istismar bu adada sistematik şekilde sürdürüldü.
İlk dava
Yıllar geçiyor ve 24 Ocak 2008 oluyor. İlk büyük dava açılıyor.
14 yaşından itibaren istismara uğradığını söyleyen 17 yaşında bir kız, annesi ve üvey babasıyla birlikte Epstein’e dava açıyor. Kamuoyunda Courtney Wild olarak bilinen bu mağdur, reşit olmadığı için dosyaya Jane Doe 1 olarak giriyor.
Bu dava, Epstein’ın yıllarca kurduğu çocuk istismarı ağını ilk kez ortaya çıkarıyor. Soruşturma ilerledikçe sayı büyüyor: Önce onlarca, sonra yüzlerce kadın.
Bu dava, Jeffrey Epstein’in yıllar boyunca kurduğu çocuk kaçakçılığı, cinsel istismar ağını ortaya çıkaran ilk büyük dosya olma özelliğini taşıyor.
Gizli anlaşmalar, cezasız kalan suçlar…
Ama tam bu noktada, Amerikan hukuk tarihinin en tartışmalı adımlarından biri atılıyor.
2008’de savcılar, Epstein’le gizli bir anlaşma yapıyor. Federal suçlamalar düşürülüyor. Ömür boyu hapis ihtimali ortadan kalkıyor.
Epstein’a verilen ceza: 18 ay hapis. O da tam değil. Haftanın altı günü, günde 12 saat hapishane dışına çıkma izniyle… Yani cezaevine yalnızca uyumak için girip çıkıyor. 13 ay sonra da serbest bırakılıyor.
[Jeffrey Epstein’in New York’taki evinde yapılan arama sırasında çekmecesi açık bir masa ve fotoğraflar, 6 Temmuz 2019]Ceza süresinin tamamlanmasının ardından Epstein, Florida ve New York’taki malikânelerine geri dönüyor.
2008’de reşit olmayanlara yönelik suçlardan mahkûm edilmesine rağmen, yüksek profilli isimlerle temasını sürdürüyor.
Belgeler ve tanık ifadelerine göre Epstein, bu yıllarda özel uçaklarla seyahat etmeye devam etti, Karayipler’deki özel adasına davetler düzenledi ve küresel çevresini korudu. Bu temasların bir kısmı bağışlar, akademik projeler ve yatırım görüşmeleri üzerinden yürütüldü.
Aynı dönemde Epstein’in en yakınındaki isimlerden Ghislaine Maxwell, sosyal ağı yönetmeye devam etti. Maxwell’in mağdurlarla temas kurduğu ve Epstein’ın çevresini organize ettiği iddiaları bu yıllarda da sürdü.
Bu süreçte mağdurların önemli bir kısmı sessiz kaldı. Bazıları baskı, bazıları utanç, bazıları ise Epstein’ın gücü ve bağlantıları nedeniyle konuşamadı. Ancak dosya tamamen kapanmadı.
[2019’da New York’taki ABD adliyesine girerken Jeffrey Epstein’ın cinsel istismarına maruz kaldığı iddia edilen bazı mağdurlar]2015’ten itibaren sivil davalar yeniden gündeme gelmeye başladı. Mağdurlar, 2008’de yapılan anlaşmanın kendilerinden gizlendiğini ve adaletin bilinçli olarak engellendiğini savundu.
Bu iddialar, Epstein’in hukuki koruma kalkanını ciddi biçimde sarsmaya başladı.
Kırılma noktası, 2018 yılında Miami Herald tarafından yayımlanan araştırma dosyası oldu.
Gazetenin aylar süren çalışması, Epstein’e sağlanan ayrıcalıkları, savcıların rolünü ve mağdurların nasıl sistematik biçimde devre dışı bırakıldığını ayrıntılarıyla ortaya koydu.
Bu yayınların ardından federal savcılık yeniden harekete geçti. Daha önce kapatılan dosyalar yeniden incelendi, eski tanıklar tekrar dinlendi ve Epstein’in yıllardır dokunulmaz kalmasını sağlayan hukuki zırh mercek altına alındı.

Aylar süren bu sürecin ardından, 2019 yılında Epstein için artık kaçınılmaz olan adım atıldı. Epstein, bu kez federal düzeyde, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ticareti suçlamalarıyla tutuklandı. Kefalet talebi reddedildi. Epstein, New York’taki Metropolitan Cezaevi’ne konuldu.
Epstein, 6 Temmuz 2019’da federal suçlamalarla tutuklandı; New York’taki cezaevinde, yargılanmayı beklerken, yaklaşık beş hafta sonra 10 Ağustos 2019’da ölü bulundu.
Ghisaline Maxwell: Ağın kilit ismi
Dosyaların merkezinde yalnızca Epstein yoktu. Onun en yakınındaki isimlerden biri, yıllarca gözden kaçan Ghislaine Maxwell.
Dava soyaları tekrar açıldıktan sonra Ghislaine Maxwell, Jeffrey Epstein’ın 2019’daki ölümünden yaklaşık 11 ay sonra, New Hampshire’da gizlendiği evde FBI tarafından yakalandı.
Hakkındaki suçlamalar; reşit olmayan kız çocuklarını Epstein için temin etmek ve mağdurları istismara yönlendirmekti.
Maxwell, 2021 sonunda görülen davada suçlu bulundu ve 2022’de 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Bugün açıklanan belgelerin büyük bölümü, Maxwell yargılaması sırasında delil olarak toplanan materyallerden oluşuyor.
Yani dosyalar, yalnızca Epstein’in değil, onunla birlikte çalışan sistemin de izlerini taşıyor.
(1).jpg)
Peki dosyalar neden şimdi açıldı?
Epstein öldüğünde dosya kapanmadı, sadece askıya alındı. Mağdurlar için adalet sağlanmadı, yalnızca ertelendi.
2019’daki ölümün ardından kamuoyunda tek bir soru kaldı: Bu ağ yalnızca Epstein’den mı ibaretti, yoksa Epstein sadece görünen yüz müydü?
Yıllar boyunca bu soru, ABD Adalet Bakanlığı’nın kasalarında bekleyen milyonlarca belgenin gölgesinde kaldı. Ancak mağdurların ve kamuoyunun baskısı arttıkça, “dosya kapandı” söylemi sürdürülemez hâle geldi.
Bu süreçte kritik kırılma, mahkemenin verdiği şeffaflık kararıyla yaşandı. ABD’de yargı organları, Epstein ve çevresiyle bağlantılı belgelerin kamuoyuna açıklanması yönünde Adalet Bakanlığı’na yükümlülük getirdi.
Yasa, yalnızca Epstein’i değil, onunla temas kurmuş tüm kişi ve kurumları kapsıyordu. Ve böylece, yıllardır kilitli tutulan arşivler açıldı.
Milyonlarca belge, binlerce isim…
Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı dosyalar, hacmiyle bile başlı başına dikkat çekiciydi: Yaklaşık 3 milyon sayfa belge, 180 bin fotoğraf ve 2 binden fazla video. Bu belgeler; e-postaları, uçuş kayıtlarını, davet listelerini, takvim notlarını, taslak mesajları ve kişisel yazışmaları içeriyordu.
Ortaya çıkan tablo, Epstein’in yalnızca bir suçlu değil, aynı zamanda siyaset, finans, teknoloji, medya ve kraliyet çevrelerine uzanan bir temas ağı kurduğunu gösteriyordu.
Dosyaların gösterdiği şey ne?
Belgeler incelendiğinde ortak bir tablo öne çıkıyor: Epstein, gücünü yalnızca paradan değil, erişimden alıyordu. Özel uçaklar, davetler, akademik çevreler, bağışlar, yatırım sohbetleri… Bunların tamamı, Epstein’e dünyanın en etkili isimleriyle aynı masaya oturma imkanı sağladı.
Bu temaslar kimi zaman iş görüşmesi, kimi zaman bir davet, kimi zaman bir akşam yemeği, kimi zaman da yalnızca bir e-posta zinciriydi. Ancak dosyalar, Epstein’in bu ilişkileri bir koz olarak gördüğünü ve çevresine bunu hissettirdiğini de ortaya koyuyor.
(16).jpg)
Epstein dosyalarında adı geçen ünlü isimler: Elon Musk, eski Prens Andrew…
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan dosyalarda, yüz binlerce e-posta, mesaj, fotoğraf ve video yer alırken; belgeler, Epstein’ın 2008’deki ilk mahkûmiyetinden sonra dahi dünyanın en etkili isimleriyle temasını sürdürdüğünü ortaya koydu.
Tekonoloji devleri ve Epstein’in yazışmaları
Belgelerde adı en çok tartışılan isimlerden biri, X platformunun sahibi, Tesla ve SpaceX’in Üst Yöneticisi Elon Musk oldu.
2012 tarihli bir e-postada Musk’ın Epstein’e “Adadaki en çılgın parti hangi gün olacak?” diye sorduğu, 2013’teki başka bir yazışmada ise Britanya Virjin Adaları ve St. Bart’s bölgesinde olacağını belirterek ziyaret için uygun zaman aradığı belgelere yansıdı. Epstein’in “1- 8 Ocak arası herhangi bir gün, sizin için her zaman yer var” yanıtını verdiği görüldü.
Musk daha sonra yaptığı açıklamalarda Epstein’in adalarına hiç gitmediğini, davetleri reddettiğini savundu. Belgeler yazışmaları doğrularken, ziyaretin gerçekleşip gerçekleşmediğine dair kesin bir kayıt sunmadı.
(1).jpg)
Microsoft’un kurucusu Bill Gates, dosyalarda hem iş hem de özel hayatına ilişkin iddialarla yer aldı.
Gates’in özel ofisi üzerinden hazırlanan “iş planı ve kapsamı” başlıklı e-postaların Epstein’e de gönderildiği, bu yazışmalar arasında “pandemi simülasyonu” başlıklı bir projenin bulunduğu görüldü.
Dosyalarda ayrıca Epstein’ın Gates’in özel ilişkilerine dair taslak mesajlar hazırladığı ve bu ilişkiler üzerinden şantaj iddialarının gündeme geldiği yer aldı. Gates cephesi iddiaları reddederken, eski eşi Melinda Gates daha önce Epstein bağlantısından duyduğu rahatsızlığı dile getirmişti.
Amazon’un kurucusu Jeff Bezos, 2009 tarihli bir e-postada halkla ilişkiler uzmanı Peggy Siegal’ın mesajında “Bill Clinton ve Jeff Bezos da oradaydı” ifadesiyle anıldı. Bu yazışma, Epstein’in evi ve çevresindeki davetlere dair dikkat çeken örneklerden biri olarak dosyalara girdi.
LinkedIn’in kurucu ortağı Reid Hoffman, Epstein adasına gidip gitmediği tartışmalarıyla gündeme geldi. Elon Musk’ın paylaştığı bir ekran görüntüsünde Epstein’in “Reid geçen hafta adadaydı?” sorusu yer alırken, Hoffman bu iddiaları reddetti. Belgeler, davet ve temasları doğrulasa da adaya gidildiğine dair netlik sunmadı.
Google’ın kurucuları Sergey Brin ve Larry Page, dosyalarda daha çok Epstein’in karmaşık finansal ağı, büyük müşterileri ve JP Morgan Chase ile ilişkileri bağlamında yer aldı. Epstein’in Brin’i banka yöneticileriyle tanıştırdığı bilgisi belgelere yansıdı.
Kraliyet, siyaset ve devlet zirvesi
Dosyalarda en sık geçen isimlerden biri, “Prens” unvanı geri alınan eski York Dükü Andrew Mountbatten-Windsor oldu. Epstein mağduru Virginia Giuffre, 17 yaşındayken Epstein tarafından Andrew ile cinsel ilişkiye zorlandığını öne sürdü. Andrew iddiaları reddetti ancak kardeşi King Charles III tüm kraliyet unvanlarını geri aldı.
Eski eşi Sarah Ferguson da Epstein ile yazışmaları nedeniyle belgelerde yer aldı.
.jpg)
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit, Epstein ile temas kurmuş olmaktan pişmanlık duyduğunu açıkladı.
İsrail’in eski Başbakanı Ehud Barak’ın, 2008 sonrası dönemde Epstein ile temasını sürdürdüğü ve 2016 ABD seçimleri sırasında Donald Trump’a İsrail medyası için röportaj ayarlamak amacıyla Epstein’den destek istediği e-postalar dosyalarda yer aldı.
Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin ismi, 2017 İsrail ziyaretiyle ilgili Epstein’in kendi yorumlarını içeren yazışmalarda geçti. Hindistan hükümeti bu ifadeleri “hüküm giymiş bir suçlunun hezeyanları” olarak nitelendirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, dosyalarda binlerce kez anıldı. Belgelerde Trump’a ilişkin atıfların büyük bölümünün haber paylaşımları, dedikodular ve doğrulanmamış ihbarlardan oluştuğu; FBI ve Adalet Bakanlığı’nın bu ihbarların çoğunu inandırıcı bulmadığı belirtildi. Trump, Epstein’la ilişkisini yıllar önce kestiğini savundu.
İstifalar ve soruşturmalar
Slovak diplomat Miroslav Lajcak, Epstein ile geçmiş yazışmalarının ortaya çıkmasının ardından görevinden istifa etti.
Epstein’ın yakın ilişkide olduğu isimlerden biri de İngiltere’nin eski Washington Büyükelçisi Peter Mandelson’du.
Epstein’den aldığı ödemelere ilişkin belgelerin yayımlanmasının ardından Mandelson, bu dostluktan pişmanlık duyduğunu açıkladı. Epstein’la olan ilişkisi 2025 yılında ABD Büyükelçiliği görevini kaybetmesine ve ardından İşçi Partisi’nden istifa etmesine yol açtı.
Stephen Hawking ve Epstein
Epstein’ın eski kız arkadaşı ve suç ortağı Ghislaine Maxwell’e gönderdiği, gizliliği yeni kaldırılan 2015 tarihli bir e-posta, Hawking’in, Epstein’ın özel adasında hüküm süren cinsel istismar kültürünün bir parçası olduğunu öne sürüyor.
Söz konusu e-posta, Epstein’ın mağdurlarından biri olan Virginia Giuffre’nin, kendisini yalancılıkla suçladığı gerekçesiyle Maxwell’e karşı açtığı iftira davasının delil toplama sürecine dahil edilmişti. Epstein’ın seks ticareti imparatorluğunun çökertilmesinde önemli rol oynayan Giuffre’nin, adayı ziyaret eden Hawking’in bir “reşit olmayan grup seks” olayına katıldığını iddia ettiği belirtiliyor. E-postada Epstein, Giuffre’nin bu iddiasını çürütmeye yardımcı olabilecek herkese bir ödül teklif etmesi için Maxwell’e talimat veriyor.
Medya, spor ve kültür dünyası
Dosyalarda ayrıca Kevin Spacey, Katie Couric, Martha Stewart, Woody Allen, Peter Attia, Steve Tisch, Josh Harris, Brett Ratner ve Casey Wasserman gibi iş, spor, medya ve kültür dünyasından çok sayıda isim de yazışmalar, davetler ve sosyal temaslar bağlamında yer aldı.
[Thomas Pritzker, eski İsrail başbakanı Ehud Barak ve film yapımcısı Woody Allen ]Epstein mağdurları, açıklanan belgelerin failleri ortaya çıkarmak için yetersiz olduğunu savundu. Mağdurlar, kendi kimlik bilgilerinin ifşa edilirken, kendilerini istismar eden erkeklerin isimlerinin gizli tutulmasına tepki gösterdi.
ABD Kongresi’ndeki üyeler ise Epstein dosyalarının tamamının hâlâ açıklanmadığını savunarak Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulundu.
Jeffrey Epstein ölmüş olsa da geride bıraktığı belgeler, yazışmalar ve ilişkiler ağı, küresel ölçekte güç, nüfuz ve cezasızlık tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Dosyaların tamamının açıklanıp açıklanmayacağı ve bu temasların hukuki sonuçlarının ne olacağı ise hâlâ belirsizliğini koruyor.
