
Haaretz gazetesinin haberine göre, İsrail işgalindeki Kudüs’teki Bölge Mahkemesi, aşırı sağcı Tel Aviv hükümetinin Gazzelilerin ülkede tıbbi tedavi almasını yasaklamasını gerekçe göstererek Ramallah kentinde yaşayan kanser hastası bir çocuğun tahliyesini engelledi.
Üç yıl önce babasını da aynı hastalıktan kaybeden ağır kanserli çocuğun annesi gazeteye, “Son umudumu da kaybettim.” ifadeleriyle yaşadığı üzüntüyü dile getirdi.
İsrailli sivil toplum kuruluşu Gisha, kanser hastası çocuğun Ramallah’tan Tel Aviv yakınlarındaki Tel Hashomer Hastanesi’ne nakledilmesine izin verilmesi için mahkemeye başvuruda bulundu.
İsrail mahkemesi ise yapılan başvuruyu “7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze sakinlerinin tıbbi tedavi almak için İsrail’e girişini engelleyen güvenlik kurumlarının kararına saldırı girişimi olarak” tanımladı.
Gisha’dan daha sonra yapılan açıklamada, söz konusu kararın Gazze doğumlu Filistinlilerin orada ikamet etmeseler bile ve haklarında hiçbir güvenlik şüphesi olmasa bile tıbbi tedaviye erişimlerini engelleyen kapsamlı bir politikanın yıkıcı sonuçlarını ortaya koyduğu belirtildi.
Açıklamada, “Bu, işgalci güç olarak İsrail’e uluslararası hukuk kapsamında yüklenen yükümlülüklerin açık ve sürekli bir ihlalidir. Kararın anlamı, hasta çocukları fiilen ölüme mahkum eden yasa dışı bir politikaya destek sağlamaktır.” ifadeleri yer aldı.
“Güvenlik gerekçesiyle’ izin vermedik”
İsrail hükümeti ise kuşatma altında tuttuğu Gazze Şeridi’ndeki ağır hastaların tedavi için işgal altındaki Batı Şeria ile Doğu Kudüs’teki hastanelere sevk edilmesine “güvenlik gerekçesiyle” izin vermeyeceğini Yüksek Mahkeme’ye bildirdi.
İsrail ordusu Mayıs 2024 ortasında, Refah Sınır Kapısı’nı ele geçirerek Gazze’ye ilaç ve tıbbi malzeme girişini büyük ölçüde engelledi.
Abluka, sağlık altyapısının tahrip edilmesi ve sağlık personelinin hedef alınmasıyla birleşince Gazze’deki insani durum daha da ağırlaştı.
İsrail’in 8 Ekim 2023’ten bu yana, Gazze’ye yönelik saldırılarında 71 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, 171 binden fazla kişi yaralandı.
Sivil altyapının yaklaşık yüzde 90’ı zarar görürken, Birleşmiş Milletler yeniden inşa maliyetinin 70 milyar dolara ulaşacağını öngörüyor.
